
dövüştük,hırsımızı alamadık,tekrar dövüştük,tanrı baktı ve güldü.sen baktın ve görmedin.ben baktım ve sustuk.
zaten zor iletişen zamanlarımdayken,daha doğrusu iletişime başlamak ve bitirmek anlarında eskisinden farklı olmaya çalışırken beni maymun ettin bu gece sevgili internet.sen yokken daha az şey biliyordum belki ama hayatım daha samimiydi kesinlikle.ama biliyorsun değil mi bir gün seni de unutacağımı?
bunu da yayınlatmazsın sen şimdi.
neden gelmesindi ki? bileti ona önceden yollamıştım ve gelmeyeceği ihtimalini kafamda küçülterek bekliyordum.yanımdaki koltuk hariç her yer doluydu ve herkesi tanıyor gibiydim.herkes de beni.kafamdan aslında diğer insanlar da var birini seçebilirsin diye bir şey geçmesini istedim ama olmadı.son anons yapıldı
ıssız bir adaya düşmek üzere havalanan uçaktan indim.yanıma alacağım üç şeyden birisi yoktu ve diğer ikisini düşünmemiş bile olduğumu da inince farkettim.

dört kez kuyuya düşüp hepsinde de çıktıktan sonra önüme bakmayı öğrenmiştim.ormanın derinliklerinde kalbimi sıkan ellerden kurtulmanın yollarını ararken düşmüştüm kuyulara.aslında kuyulardan korkumu da yazmıştım daha önce,isteyerek giremiyordum hiç fakat aklım başka yerde olduğundan önüme bakamıyordum.çiçeğin ölüm haberini almıştım ve iade etmem gereken bir kutu vardı-içindeki bende saklı-.o kadar çok dikenli dal vardı ki ormanda,onlara karşı bir tek yıllar önce alıp heybemde gizlediğim ve daha önce sadece bir patates tarlasında kullandığımız zülfikara benzeyen hançeri kullanabiliyordum.bunun dışında heybemde bir de ateş taşı vardı fakat yakamıyordum onu.
ilerledim ve büyücüden yardım almaya karar verdim.korkuyordum ondan ama artık başka şansım kalmamıştı çünkü kutunun sahibi mutsuzdu hissediyordum ve ben de mutsuzdum kalbimi sıkan ellerden dolayı.büyücü dedi ki:
sen o elleri açıp kalbini alacak kudrettesin fakat birden alırsan onu yaşatamazsın.ve o eller boş kaldığında elindeki kutuya göz dikecektir.o yüzden yavaş yavaş bırakmasını bekle kalbini.sabret çünkü ancak sabreden hem elindekini hem de kalbini kazanır.
dediğini yapmak zorundaydım istemesem de.yaptım da.eller kalbimi daha çok sıktı.artık sesini duymuyordum.ama önemli olan kalbim değil kutuydu ve onu sahibine teslim ettim.dönüşte ellere baktım ve sıkmayın onu diye yalvardım.onlara zülfikarı ve ateş taşını verdim.
bekleyeceğim sabırla.nasip..
çiçekle konuşmaya devam ettim.
hala ölmedim farkında mısın? dedi.böyle konuşmamasını üzüldüğümü söyledim ki gerçekti.
ortak noktalarımız var dedi.çiçekler de kendilerini güçsüz hissettiklerinde ilk tohumun yeşerdiği topraklara ekilirlerse can bulabilirler.
şaşırmıştım ama mantıklı da gelmişti.ani olması biraz sendeletmişti beni sadece.onu yeşerdiği topraklara diktim ve biraz canlandı gerçekten.
kendi ülkemdeydim ve merak ediyordum çiçeği ama asıl merak ettiğim beni tekrar sevip sevmeyeceğiydi galiba.bunun aptalca bir bencillik olduğunu düşündüm ama engelleyemedim
sonra balıklardan biri
'bu da geçer' dedi.