28 Aralık 2009 Pazartesi

bozuk plak





bu beni vazgeçiremez ki...

26 Aralık 2009 Cumartesi

kır gezisi

istersen uğra dedi fred josephine'e fakat biliyordu ki bu ihtimal ona o gece kralın uğraması kadar azdı.ama hayatını ihtimallerin oranına göre düzenlememeye çalışıyordu ve zaten josephine konusunda oranlar hiç yükselmiyordu.aslında bu oranları yükseltecek pek bir şey de yapamıyordu çünkü zaten güz zamanı josephine ile yaşananlardan sonra bu düğümü çözecek olan josephine in duygularıydı ya da en azından fred böyle düşünüyordu.o bunları düşünürken josephine, branderburg düşesi ve birtakım ileri gelenlerle bir kır gezisinde ata biniyordu ve kafasından geçenleri yazarımız da bilmiyordu.

24 Aralık 2009 Perşembe

gitme

çok az demişimdir.ama ondan daha az dön demişimdir çünkü dönen eskisi gibi dönmez.o yüzden gitme demek daha samimi zaten.gitme işte dahası var mı? yok

19 Aralık 2009 Cumartesi

fotoğraf


bir insanın sevdikleriyle ne kadar az fotoğrafı varsa o kadar mutlu olma ihtimali var aslında.çünkü herkes bir şekilde bizi bırakıp gidiyor ve onu görmek yani fotoğraf yaralayıcı bir şey.bu çağda fotoğraf yakmanın yerini daha samimiyetsiz olan fotoğraf silme aldı fakat teknoloji benim gibi az fotoğrafı olan birini bile çığrından çıkardı.gerçi hala bir makinam yok ve ortalıkta bu kadar makina artisti olduktan sonra bendeki antipatisini yok etmek de güç fakat yine de çok net konuşmayayım.fotoğraflar başıma bela oluyor bu aralar,hem de içlerinde ben yokken.

15 Aralık 2009 Salı

34 de elimdekiler

yerine göre kötü bir hafıza,37 ekran bir tv,ucundaki i pod hiç çıkmadığı bir dağda kaybolmuş bir kulaklık,özgüven,dudu,3 numara saçlar,5 tl ve biraz bozukluk,iki gitar,iyi bir aile,klostrofobi,deli olduğundan emin olduğum ama vazgeçemediğim bir kadın,bir adet traş makinesi,sağlık sigortası,hepsi yazlık olan bir sürü kıyafet,bir mikrofon,ciddiyetsizlik,bir sürü güzel dost,sonunda adının yazdığı bir film,macbook pro,fenerbahçe,random,fena olmayan ve bir bölümünü hatırlamadığım 33 yıl ve biraz da umut

14 Aralık 2009 Pazartesi

12 muamması



külkedisi hep batıya giderse prenses olarak kalabilirdi.ama o zaman masal değil de belgesel olurdu değil mi?

13 Aralık 2009 Pazar

izmir



türkiyede insanlara nerede yaşamak istersiniz diye sorulduğunda ilk akla gelen şehir olmuştur hep.bir tek bugün antipatik ve uzak geldi bana.nasip

9 Aralık 2009 Çarşamba

çamaşır asmak

istanbulda yaşadığımı en çok farkettiren anlardan biri.çamaşırı evin içine asmak demek gökyüzünü görememek demek.çözüm?kurutma makinası tabi ki ama bu ev içi sanayileşme hoşuma gitmiyor.çözüm?yok

5 Aralık 2009 Cumartesi

gerçekler



margreth ağlayarak bağırdı:seni sevmiyorum!
karl önce bir baktı,kadının bunu içten söyleyip söylemediğini anlamaya çalıştı.öfkeyle ağzı aralandı fakat soluğunu bırakıp sustu.arkasını döndü,birkaç adım attı ve

'biliyorum' dedi.


magreth o an karl'a bakmıyordu...

3 Aralık 2009 Perşembe

yes its e gud dey



bu filmde böyle bir şarkı var.bütün gün ağzımdaydı.filmin adı da günün anlam önemine uygun oldu.

2 Aralık 2009 Çarşamba

ben de


yine de birini özlediğini söyleyememek,söyledikten sonra 'ben de' dememesinden daha acı verici.herkes için aynı efekt olmayabilir tabi.

aralık


benim hayatımda en atraksiyonlu ay en sondadır.3 aralık annemlerin evlilik yıldönümü,11i ibonun ,15i benim ,21i burağın doğumgünü.12 sinde kadircanın askere gitmesi de bu yılın ekstrası.hatırlayamadığım birçok insanın da doğumgünü var bu ay.19 aralıkta da vega konseri olduğunu öğrendim az önce.şu anda bu takvimi kaldıramam gibi görünüyorum aynaya bakınca.nasip