16 Şubat 2010 Salı

iade


         dört kez kuyuya düşüp hepsinde de çıktıktan sonra önüme bakmayı öğrenmiştim.ormanın derinliklerinde kalbimi sıkan ellerden kurtulmanın yollarını ararken düşmüştüm kuyulara.aslında kuyulardan korkumu da yazmıştım daha önce,isteyerek giremiyordum hiç fakat aklım başka yerde olduğundan önüme bakamıyordum.çiçeğin ölüm haberini almıştım ve iade etmem gereken bir kutu vardı-içindeki bende saklı-.o kadar çok dikenli dal vardı ki ormanda,onlara karşı bir tek yıllar önce alıp heybemde gizlediğim ve daha önce sadece bir patates tarlasında kullandığımız zülfikara benzeyen hançeri kullanabiliyordum.bunun dışında heybemde bir de ateş taşı vardı fakat yakamıyordum onu.

       ilerledim ve büyücüden yardım almaya karar verdim.korkuyordum ondan ama artık başka şansım kalmamıştı çünkü kutunun sahibi mutsuzdu hissediyordum ve ben de mutsuzdum kalbimi sıkan ellerden dolayı.büyücü dedi ki:

        sen o elleri açıp kalbini alacak kudrettesin fakat birden alırsan onu yaşatamazsın.ve o eller boş kaldığında elindeki kutuya göz dikecektir.o yüzden yavaş yavaş bırakmasını bekle kalbini.sabret çünkü ancak sabreden hem elindekini hem de kalbini kazanır.

         dediğini yapmak zorundaydım istemesem de.yaptım da.eller kalbimi daha çok sıktı.artık sesini duymuyordum.ama önemli olan kalbim değil kutuydu ve onu sahibine teslim ettim.dönüşte ellere baktım ve sıkmayın onu diye yalvardım.onlara zülfikarı ve ateş taşını verdim.

         bekleyeceğim sabırla.nasip..