13 Nisan 2010 Salı

chapter 2

gergindim.

kontrolsüz sıcaklık, soğuğa hep tercih ettiğim bir şey olsa da bu burası için geçerli değildi.yaklaştıkça ısı daha da arttığı gibi ağırlaşıyordum.yaklaşık 1 saattir yokuş yukarı çıktığımdan baldırlarımın arkası sertleşmişti.

evet sihir denen şeye inanmıyordum ve hatta mucizelere de.ve fakat buna benzer bir şeye ihtiyacım olduğundan ruhani bir yardım almaya karar verdim ve bürokraside hep kullandığım yol olan tek yetkiliye ulaşmak adına tanrıya danışacaktım.

neden geldin? dedi.cevabı bildiğini biliyordum ama anlatma ihtiyacı duydum yine de.

daha önce çok daha zorlandığını gördüğüm olaylar oldu.aldatıldın,hırpalandın,bittin ama bana gelmedin.neden şimdi?

bu sefer farklı dedim.çözümlendiremediğim şey beni mutlu da ediyor ve tek eksik buna aklımın alamayacağı bir dokunuş.sözlerimi dikkatli seçiyordum sanki düşüncelerimi okuyamıyormuş gibi.

bana daha ayrıntılı anlatmalısın keza anlamıyorum neyi neden ve ne kadar sevdiğini diye sert çıktı.gerginliğim daha da büyümüştü ve terliyordum artık.geri dönme fikri cılız bir ışık gibi belirip kayboldu.anlattım her şeyi ki aslında çok şey olup hiçbirşey olmadığını.

aşkı anlamıyorsun diye bağırdım birden suyun kaldırma kuvvetini bulan arşimet gibi.ama bu ortamda pervasızca olduğunu ve sinirleneceğini düşündüm.


sessiz bir şekilde

anlamak değil,bilmiyorum.bilsem her şeyi yaratabiliyorken yalnız olur muydum? dedi



yokuş aşağı yürürken hüzünlenemiyor insan.bir cevap alamamıştım ve her şey hızla olsun diye yuvarlanarak inmeyi düşündüm fakat vazgeçtim.


bir mucize lazımdı ve ben mucizelere inanmalı mıydım?

12 Nisan 2010 Pazartesi

kanepem olunca

terasta sigarasını içtikten sonra kanepeye yanıma geldi,usulca battaniyenin altına girdi ve televizyonun beyaz ışığında kırpıştırdığı kirpiklerine baktım.uzanıp öpmek isterdim ama bu hoşuna gitmezdi,hiç sormamıştım ama biliyordum,vazgeçtim.

uyudu hemen ve rahat görünüyordu.izledim onu.o kadar dikkatli bakıyordum ki nefesimi ona göre ayarladığımı farkettim.


güler gibi uyuduğunu biliyordum dedim kendi kendime.

10 Nisan 2010 Cumartesi

uçamıyorum ki

mesela bir kere havalandığınızda kaç kilometre uçabiliyorsunuz? diye sordum martıya.terasımda durmuş salak salak bana bakıyordu ve soruma şaşırmıştı.

'çok değil' dedi,ben şaşırmamıştım.bir martıya soru soracak kadar delirdiysem cevaba şaşırmamalıyım dedim kendi kendime.

şimdi,uçabiliyosun ya her yere gidebilirsin değil mi?
sorduğun soruyu bir daha düşün dedi bana ukalaca.ona daha önce hiç bir martıyla konuşmadığımı söyledim

sonra bana zaten şu an daha önce yaşamadığım bir şeyi yaşadığım için bir martıyla konuşacak kadar içten ve delice davrandığımı bildiğini anlattı.uzun uzun konuştuk ve anlattıklarımdan sonra çok uzaklardaki birini benim için görmek üzere uçtu gitti.birkaç kere kollarımı çırptım peşinden,sonra yatağıma dönüp uyudum.birini rüyada görmek daha kolaydı bazen.


sabaha kadar...

9 Nisan 2010 Cuma

1976


'o kadar azıcığız ki' dediğinde göbek bağının koparılış anına döndüm ve işin güzel tarafı döndüğüm anda düşünebiliyordum da.gözümü açtım,ağlıyordum ama yalandandı çünkü ağlamam gerektiğini biliyordum sadece.sonra gerektiği gibi davrandığım zamanlar kendimden uzaklaştığımı farkettim ve hemen sustum.düşünebiliyor fakat konuşamıyordum.seni düşünüyordum.biliyordum ki bunu birilerine anlatabileceğim yaşa geldiğimde ilahi bir güç seni kafamdan silecek ve ta ki seninle tekrar görüşeceğim yaşıma kadar unutturacaktı.istemiyordum bunu ve karşı çıkıyordum ama bebeksen karşı çıkmak sadece ağlamaktı.ağlıyordum ama sonra düşündüm ki zaten seni bulacak yetiye sahip değildim ve beklemeliydim.doğa seni benimle bir şekilde buluşturacaktı.

ağlamayı kestim ve her şey normalmiş gibi ilahi gücün gelmesini bekledim.ağlamayacağım

8 Nisan 2010 Perşembe

seninle ben

gökten 3 elma düşürmeye bile korktuğum masalın sonunda sen,ben ve -seninle ben- gökten ayrı ayrı yerlere düştük.daha önce hiç düşmediğim bir yerde hava kararana kadar seni görebiliyordum ve -seninle ben- umarım güzel bir yere düşmüş ve eğleniyorlardır...

7 Nisan 2010 Çarşamba

hız


insanın bencil olduğu bir şey var;
yakınlaştığı hızla uzaklaşmak istemiyor birinden...