son kayayı tuttum.kendimi yukarı çekmekte zorlanmıyordum fakat dirseklerim ve dizlerim olmadığı için kıvrımlandıramıyordum vücudumu.ayaklarımı yan döndürerek bir pergel gibi yay çizdim ve yatay durumda kendimi kayanın üzerine attım.
ayağa kalktığımda bunu neden yaptığımı sorguladım ama bulamadım çünkü eklemlerimin dışında aklım da yoktu artık.bu uçsuz bucaksız toprakların tek delisiydim -ki benim tarafımdan bakıldığında efendisiydim- ve dünyanın en büyük dağının yanında tepecik sayılacak bir yere tırmanmıştım ki benim tarafımdan bakıldığında dünyanın en yüksek dağından da yüksekti.eğildim ve tırmandığım yolda bıraktığım renkleri bir şeye benzetmeye çalıştım.arada ufak bir köpek dışında anlam verebildiğim bir şekil yoktu ama güzeldi geneli anlaşılamayan tablolar gibi.
pastel çocuk olarak çıktığım ilk yükseltide deliliğin verdiği cesaretle bağırdım.duyanlar olduysa da ne dediğimi anlamadılar.anladılarsa da ben deliyim,
yargılayamazlar.
21 Mayıs 2010 Cuma
19 Mayıs 2010 Çarşamba
yok
sözlükten öylesine bir sayfa açıp okumaya başladım.x harfine denk gelmişti açtığım sayfa ve şaşırmıştım doğal olarak.sayfada kocaman bir x vardı ve diğer sayfada açıklaması şöyleydi:
x aslında o dur ve o harfinde bulunmayan o'yu temsil eder.sen ve diğerleri sürekli onu orada ararsınız ama aslında o buradadır sadece bakmak aklınıza gelmez.
olmadığını düşünmek bir şeye yapacağın en büyük haksızlıktır.
x aslında o dur ve o harfinde bulunmayan o'yu temsil eder.sen ve diğerleri sürekli onu orada ararsınız ama aslında o buradadır sadece bakmak aklınıza gelmez.
olmadığını düşünmek bir şeye yapacağın en büyük haksızlıktır.
18 Mayıs 2010 Salı
pencereyi kapat

o kadar küçük bir böcekti ki başta parmağımdaki bir leke sanmıştım.duyduğum belli belirsiz seslerin ondan geldiğini anladığımda şaşırmıştım.
klasik bir böcek gibi davranmıyordu.bedenimden kopmuş bir parçaymışçasına üzerimde konduğu hiç bir yerde rahatsız da etmiyordu beni.şeklini algılayamıyordum ama mutlu olduğunu hissediyordum.başıma gelen her şeyin bu hissiyatlardan geldiğini düşündüm ama ne yapayım ben böyleyim dedim ve izlemeye devam ettim.daireler çiziyor sanki ilgimi çekmeye çalışıyordu.çıkardığı sesi algılamaya çalışıyordum fakat daha önce duyduğum bir şey değildi,kaydetmek istedim ama sonra anlamsız geldi çünkü isim koyamayacaktım.
yanağıma konduğunda göremedim onu.rahatsız etmek de istemedim ama çok uzun süre geçmişti ve kımıldamıyordu.sadece oradaydı biliyordum.
bencilce yıllardır yapmadığım şeyi yaptım;iki damla gözyaşı akıttım yanağımdan ve o pencereden uçup gitti.
adlandıramamak hayatımın en büyük sorunuydu...
17 Mayıs 2010 Pazartesi
ben de ki
ben de dememişti.
aslında belki demek istemiş ama dememesi gerektiğini düşünmüştü ki doğruydu.ama özlemek yarısıydı ve yarasıydı herşeyin.
zaten her şey yarım bile değildi
azdı...
aslında belki demek istemiş ama dememesi gerektiğini düşünmüştü ki doğruydu.ama özlemek yarısıydı ve yarasıydı herşeyin.
zaten her şey yarım bile değildi
azdı...
kötü günler

kaybetme ihtimal aralığım çok geniş olan durumlarda hep kaybettiğim için umutsuzluğum had safhadayken ve sen virajlı bir yoldan gelen ışığını arada sırada gördüğüm bir 'araç' gibi bana sadece istediğin zaman göz kırparken nasıl koşarım huzura erdiğim ağacın gölgesine doğru? neye güvenirim ve hangi gözyaşım akarak bir kayıkla sana gelebileceğim bir ırmağa dönüşebilir?
sen ki hiç yaşamamış birinden tek farkımsın...
16 Mayıs 2010 Pazar
a r a
15 Mayıs 2010 Cumartesi
afaroz

dünyanın en güzel dininiden afaroz edildiğim bugün sizin bayramınızdır.çıkın hadi ortaya pusuda bekleyen feyk krallığın çakma soyluları.çıkın ve salının ortalıkta ki samimiyetsiz erkekliğimle döveyim aynalardan ayıramadığınız bedenlerinizi.nasıl olsa anlayamayacaksınız neyi kaybettiğinizi ve benim neyi kaybetmiş olduğumu.
gün sizin gününüzdür..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
