19 Temmuz 2010 Pazartesi

bir yaklaşık sonuç

son işime başladığım zamanlarda sesle ilgili ulaşılabilecek en üst seviyenin sessizliğin sesini yapabilmek olduğunu düşünmüştüm ya da bunu birisi söylemişti.hala tam olarak başaramasam da yaklaştım sanırım.

hayatımın hiçbir dönemi böyle sessiz olmamıştı çünkü.belki de hayatım zaten bölümlerden oluşmuyordu.yekpare bir ağaçtı ve iyi işlenmiş olduğunu umut ediyorum.duymuyor olmakla duyarsızlık arasına sıkıştım.duyarsızlık cehaletin bir kolu olarak rahatlatıcı oluyor yalnız kaldığınızda ama etrafınızda sizi tanıyanlar olduğunda hemen dönüyorsunuz her şeyi düşünmeye ve bazen de düşlemeye.


düş görüyorum,düş beni görmeden.

16 Temmuz 2010 Cuma

pastel çocuğun ölümü

ölmeden bağışladım bir kaç organımı ve bu beni sevmeden sana gelmem kadar aptalca olduğu kadar aynı oranda kaçınılmazdı.kalpsiz idare edeceğim -ne kadar olduğunu kestiremediğim- bu sürede tek korumam gereken organım midemdir ki kusmayayım ve görmeyesin içimdekileri.ve bağışladığım diğer organlarım da renklerimdir.sadece birisini vermiyorum o da üzerinde belli belirsiz tek öpümlük dudak izi olduğundan.


hiç bir pastel boya sonuna kadar kullanılmamıştır bu dünyada.

15 Temmuz 2010 Perşembe

sa-lağım

düşmüştüm işte.belime kadar bokun içinde duruyordum.kımıldamıyordum daha fazla yerime bulaşmasın salak düşüncesiyle.konuşmak istedim seninle veya onunla,farketmezdi senin veya benim için ve duymazdın sen veya o.yerin biraz altında beni aramayı erteleyen bir kadın vardı ve bu bir cep telefonunun alarmını ertelemek kadar tatlıydı onun için..

13 Temmuz 2010 Salı

gölgeçen hanı


gölgem bana dedi ki


sen git bir uydu bul kendine ve tadını çıkar,seviyormuş gibi yap ama arada bir gidiyormuş gibi de yap,kıymete bin,haşmetten in,düşünme sakın

ben senin yerine severim onu.

9 Temmuz 2010 Cuma

s(t)anık

kadın sinirliydi.gülüyordu ama sinirliydi biliyordum.sus dedi bana.aslında sustum ama fısıldadım bazen içimden geleni,bazen sadece baktım.bakarak anlattığımı sandığım her şey aslında bıkarak dinlediği şeyler-miş-.kendini anlatamadan gitmesi kötüymüş ya da kendini anlatamadan gitmek.

başka sorunuz var mı? dedi hakim ya da ben öyle sandım ve yok dedim sonradan umursamamam gerektiğini düşündüğüm sorular kafamdayken.umursadım ve umursayacağım o soruları arada sırada ama hayatımızın bir anayasası varsa değişmez kurallarından biri var ki özlemiyorsa başka soruya gerek yoktur.


s(t)anık sizindir.

6 Temmuz 2010 Salı

çıkarma

sakızdan çıkan fal

cebimden çıkan bozuk para

ağzımdan çıkan gaf

düşümden çıkan sonuç

şapkadan çıkan gergedan

bunlardan çıkan sonuç

benden çıkan sen

3 Temmuz 2010 Cumartesi

bir gün


küçük güvercinin ayağına o notu bağlamadan önce hiç düşünmedim.içimden geldiği gibi davranmak orta denilen bu yaşlara kadar hiç işime yaramamışken belki de çok ortada değildir o dedim ve o ince ayağa iliştirdim notu.nasıl olsa emily nin yanındaydın ve sorun olmazdı.konuşamadığım ama güzel bakan bir hayvanın insiyatifine bırakmıştım o büyük aşkımı.belki de uzak olduğundan büyüklüğünü kestiremiyorumdur.bu keşmekeşe girmeyeceğim.

yazdıklarım mı yoksa sildiklerim mi daha çok bok ediyor hayatımı diye düşünürken sildiklerimin bunun farkında olmadığını anladım.sen,sen ve sen bittiniz dedim açık açık.bir tek ona diyemedim ki hala bunları yazıyorum.bir gün o da biterse yazmayacağım.yazmak içten gelen bir iş olarak durabilen bir fiil olmasa da ..


kaç bakalım.