14 Ekim 2010 Perşembe
6 Ekim 2010 Çarşamba
arkadaş olalım
olmayalım
evet kabul ediyorum iyi bir adamım.hayatında da hep var olmamı istiyorsun ama.bunu ben ve vücudum -çoğu zaman farklı hareket ederiz- istemiyoruz.bu duygulara ihanettir çünkü.sen ve ben birbirimize,birbirimizi isteyen gözlerle baktık.evet belki artık öyle bakmıyoruz ama güzel günlerdi ve çok az kadınla güzel günler yaşadım o kadınlardan ötürü.sen birlikte olduğum güzel bir kadın olarak yerini al bu adamın biyografisinde ki o hiç yazılmayacak bir şeydir merak etme.
yazılsa da isimler olmayacak.sadece yamulan bir gülücükle anlayabileceğin bir kaç isimsiz anıyı hatırlayabilirsin.o da hatırlarsan.
25 Eylül 2010 Cumartesi
eksen kayması

hep gördüm.dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan o kadınlar hep oldu etrafımda.onlara müdahale etmedim hiç bu konuda hatta onayladım.hoşuna gitsin diye değil ama,yanlarında olmak istemedim gerçeği öğrendiklerinde.bir kadının hüznü bir balinanın karaya vurması kadar anlaşılmaz ve müdahale edilmezdir çoğu zaman.orada olmak istemem ve kaçarım.sadece sevişirken kulağına fısıldarım hafifçe
içindeyim ve artık ikimizin etrafında dönüyor
anlayan olmadı
23 Eylül 2010 Perşembe
aptal burus
kaçan kız uçmuştu.uçtuğu yeri yön olarak biliyordum sadece.kuş olsam o yöne uçar mıydım diye düşündüm ama bilemedim.ona sordum o yokken -geleyim mi?- diye,yok dedi.
birinin vereceği cevabı bildiğin ukalalığıyla ona sormamak dünyanın en aptalca şeyiydi.
19 Eylül 2010 Pazar
eylül mektubu
sevgili judith;
düştüğüm o çukura bakımlı elini uzattığın ilk gün farkettiğim şeydi gün geçtikçe güzelleşeceğin,ve haklı da çıktım.gittiğin kır gezisinden dönüşte gözümü aldı parıltın,lakin benim değildi o parıltı.
bunu anlamak çözmeye yetmiyordu büyük bir ozanımızın dediği gibi,fakat erkek egosu da öyle olmadığına inandırmaya çalışıyordu bedenimi ama nafile,benden gitmiştin ki bunu sen de mektubunda belirtmişsin ve çoğunlukla belirttiklerini onayladım narin ruhun sebebiyle.istenmediğini bilmek en büyük erdemdi ve bunu oymaya çalışan merak,özlem gibi duyguları dizginleyebilirdim.
sana bunları okumadığını bildiğim için yazıyorum,bir de kafamda senin ne olduğunu bilmediğini bildiğim için.anlamak çözmeye yetmese de rahatlamama yetebilir belki.sonuçta sen ve ben aynı dili konuşan,aynı dine mensup ama sınır koyup ayrılan iki ülke krallığı gibiyiz,üzüntü kaçınılmaz.
en azından sen üzülme.
sevgilerimle...
17 Eylül 2010 Cuma
15 Eylül 2010 Çarşamba
kaç?
kaçıyordu.
kaçılacak bir adam değildim öpülecek bir adam da değildim ama öpmüştü.öpmek önemliydi ve bunu ona da söylemiştim.her kadını öpmüyordum ,öptüklerimden bazıları da gerçek kadınlar değildiler.
kızıyordu bana.kızdığı ben değildim aslında,benim hala var olmamdı.olmamalıydım çünkü öylesine bilmişti ve öylesine dik kafalıydı ki,sen! dediğimde hayır sen! diyordu
kolumu göğsünün üzerine koydum.benim kafamda gitmemesi,onun kafasında ısınması içindi o kol
