masallar prensesi o kadar üzgündü ki alt dudağını ormanın en büyük arısı sokmuş gibi sarkıtmıştı. mutsuzluğu çok zor ve alışılmadıktı, o kadar uzaktı ki bu durum, onu tanıdığında içinde olduğu karanlık orman bu halini görse sevinirdi.
seni özledim'in sonuna tamam mı? koymuştu ki, kendini zorda hissetmesin. herkes gibi ve herkes kadar özlenmek istiyordu ama bunu sağlamak kırk çeşit baharatla yapılmış bir iksirin içinden karabiberi ayıklamak kadar zordu. eve döndü ve uyudu, veya uyuyormuş gibi yaptı.
o görüyormuş gibi..
29 Aralık 2011 Perşembe
30 Eylül 2011 Cuma
masalın devamı

hiç prens olmayan kurbağa ve prenses gülerek yürüyorlardı. el ele olmadıklarından bazen araya bir dağ giriyor, o dağın iki yamacında yürürken birbirlerini göremiyor, fakat sonra tekrar buluşup gülüyorlardı. ayrı kaldıklarında hep kedileri ve köpekleri seviyorlardı, her ikisinin de sevdikleri olduklarından.
yürüdüler, yürüdüler ve hiç dağ olmayan bir yere geldiler. çöl de değildi burası ama tam ortasından büyük bir nehir geçiyordu. kurbağa prensese 'ne zaman?' diye sordu. 'bilmem' dedi prenses. köpekler havladı, prenses onlara doğru koştu.
kurbağa bir daha öpüldüğünde prens olacağını düşündü ve yavaşça yürüdü. köpek yine havladı...
22 Eylül 2011 Perşembe
dün çok yağmur yağdı
tanrıyla bile ondan daha kolay konuşabildiğimi söyledim ona. güldü, ağzı kıvrıldı. öptüm ama başından. başından beri öpmek istediğimi anlasın diye. anladı.
17 Eylül 2011 Cumartesi
uyuyan dev

aslında dev falan değildi. tavşanların, karıncaların ve arıların hepsinden büyüktü ve küçük olduğu şeyleri düşünmüyordu. yumruğu kadar olduğu söylenmişti küçükken, birkaç hafta önce de o hatırlatmıştı bu orantıyı. sadece o'ndan küçüktü şu an.
uyanmıştı işte ve uyumadan önce çok büyüktü, o zaman dev diyebilirim diye düşünmüştü uyurken hiç yokmuş gibi yaptığını gözardı ederek. bunu insani bulup kendini avuttu. insanların mutasyonla kullanmadığı organlarının köreldiğini biliyordu ve o yüzden uyutmuştu kalbini. aklı vardı hep kullanması gereken, bağnzalaşmaya çalışmıştı ve eğlenmişti içki içmesini beceremeyen bir köylü gibi. hadsizdi.
dün avuçlarının arasında küçük bir balık o kadar çırpınmıştı ki, göğsüne koydu onu. su yoktu ki olsa da kaybetmemek için suya bırakmak istemiyordu. göğsüne o kadar bastırdı ki, unuttuğu, uyuttuğu şey çalıştı balığın çırpınışından.
suda kalp atışı duyulur mu acaba?
11 Mayıs 2011 Çarşamba
sevin
aklından bir sayı tut dedi aniden. hala 3 kişiydik ve daha önce tuttuğum sayıları 'o' da biliyordu. gözlerine bakmadan yeni bir sayı tuttum, bildi. kötü olan üçüncü bilemedi şimdilik ya da çaktırmadı bize.
ha tuttuğun sayıyı bildi de ne oldu derseniz, bilmem
sayı kullanmayalı çok zaman oldu.
ha tuttuğun sayıyı bildi de ne oldu derseniz, bilmem
sayı kullanmayalı çok zaman oldu.
24 Nisan 2011 Pazar
başka

unuttuğum rüzgarları sadece başka bir esintinin hatırlatabileceğini bilen bir dal kımıldadı. belki de gerçekten bir esinti vardı fakat o kadar kalındı ki beden adındaki zırhım, hissedemedim. sen hiç haberin olmadan, yanlışlıkla esip bir ışığı yaktın fakat ben o ışığın gözüme ne kadar yakın olduğunu unutmuştum ışığı kapatıp karanlıkta gezerek. hiç de mahcup olmadın yaktığına ki ağzının yanındaki o kıvrım bile bana onu hatırlatırken sen gülüyordun.bunu yazmak için mevsimin değişmesini bekledim. rüzgar yine kayboldu.
ha bu arada seni ilk hissettiğimde ben değirmene dedim ki:
ne kadar güzel bir esinti,küçücük esse bile seni döndürebilir fakat fısıltısını duymuyor musun? bana dokunma diye yalvarıyor. kendine hakim ol ve onu kırma
değirmen dinlemedi beni. biliyordum fakat bir şey yapamadım. sadece köylülerin bildiği, ve esmediğinde sadece onların anladığı o gizemli dokunuşun, bizim ulaşabileceğimiz havanın çok üzerine çıktı. değirmen şimdi bana küs
bunu sana yazdığımı anladığında yine o kıvrım çıkacak.
o'nun gibi
23 Kasım 2010 Salı
icazet
alamadım
onu çok özlediğimi falan da söyleyemedim.çok rahatmış gibi yapıp bazen harflere ayağa kalkıp bastığımı da.fotoğraflardan bahsettim biraz biliyordum onu rahatlatır fotoğraflar ki zaten içlerinde ben yokum adım var.gözümün önüne gelen her harfle ilgili bir anı bulup bir türkü tutturabileceğimden de bahsetmedim.aslında hiçbir şey anlatmadım sana.her şeyi anlatmış gibi yaptım ki bık benden.
bık yazdığım için güleceğini bilmek paha biçilemez..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)