15 Aralık 2009 Salı

34 de elimdekiler

yerine göre kötü bir hafıza,37 ekran bir tv,ucundaki i pod hiç çıkmadığı bir dağda kaybolmuş bir kulaklık,özgüven,dudu,3 numara saçlar,5 tl ve biraz bozukluk,iki gitar,iyi bir aile,klostrofobi,deli olduğundan emin olduğum ama vazgeçemediğim bir kadın,bir adet traş makinesi,sağlık sigortası,hepsi yazlık olan bir sürü kıyafet,bir mikrofon,ciddiyetsizlik,bir sürü güzel dost,sonunda adının yazdığı bir film,macbook pro,fenerbahçe,random,fena olmayan ve bir bölümünü hatırlamadığım 33 yıl ve biraz da umut

14 Aralık 2009 Pazartesi

12 muamması



külkedisi hep batıya giderse prenses olarak kalabilirdi.ama o zaman masal değil de belgesel olurdu değil mi?

13 Aralık 2009 Pazar

izmir



türkiyede insanlara nerede yaşamak istersiniz diye sorulduğunda ilk akla gelen şehir olmuştur hep.bir tek bugün antipatik ve uzak geldi bana.nasip

9 Aralık 2009 Çarşamba

çamaşır asmak

istanbulda yaşadığımı en çok farkettiren anlardan biri.çamaşırı evin içine asmak demek gökyüzünü görememek demek.çözüm?kurutma makinası tabi ki ama bu ev içi sanayileşme hoşuma gitmiyor.çözüm?yok

5 Aralık 2009 Cumartesi

gerçekler



margreth ağlayarak bağırdı:seni sevmiyorum!
karl önce bir baktı,kadının bunu içten söyleyip söylemediğini anlamaya çalıştı.öfkeyle ağzı aralandı fakat soluğunu bırakıp sustu.arkasını döndü,birkaç adım attı ve

'biliyorum' dedi.


magreth o an karl'a bakmıyordu...

3 Aralık 2009 Perşembe

yes its e gud dey



bu filmde böyle bir şarkı var.bütün gün ağzımdaydı.filmin adı da günün anlam önemine uygun oldu.

2 Aralık 2009 Çarşamba

ben de


yine de birini özlediğini söyleyememek,söyledikten sonra 'ben de' dememesinden daha acı verici.herkes için aynı efekt olmayabilir tabi.