3 Mayıs 2010 Pazartesi
son günümün ilk nefesi
başımız derde girmişti ve bana hissettirmemişti bile.ruhsuz şövalye ziyaretimi öğrenmiş ve saldırmıştı tüm gece ve gündüz ama o bana hissettirmemişti sırtına atılan okların acısını.biz yan yana birbirimizi ararken aslında herkes de bizi arıyormuş akılsızca.bulsalardı da göremezlerdi ya.
şimdi gidiyorum ve biliyorum ki kaleye kapatacaklar onu.aslında o mu kendini kapatıyor yoksa bunu başkaları mı yapıyor tam çözemediğim bu ülkeden yine de isteksiz ayrılıyorum.ve ona ulaşamadığımda ne onu arayacak adamlarım ne de bunu anlayan bir aklım var.sadece buralarda ona bakacak küçük bir pastel ruh bırakıyorum.
sadece o görsün ve gülsün diye.
-neden gülüyosun?
-bisey yok ki...
1 Mayıs 2010 Cumartesi
hiç gıcırtısı
ben ki daha doğmaya hazır değilken doğmuştum...
28 Nisan 2010 Çarşamba
rota
27 Nisan 2010 Salı
ki
ilgi eki olan ve ayrı yazılan -ki nin birleştirdiği sen ve ben bir gün türk dil kurumunun inadına birleşik yazacağız onu hiç boşluk olmasın ruhlarımızda ve bedenlerimizde diye.
olacak ki...
26 Nisan 2010 Pazartesi
hiç bir şey yapmak istemeyen kız
kangurunun kesesinde saklayıp getirdiği şekeri yemişti.ağzı mutluydu ama ruhuna işlememişti şekerin aroması.şimdi yatıp uyumak istiyordu ama rüyasında gördüğü çirkin burunlu ve dövüşen hayvanlar onu uyku konusunda tedirgin ediyordu.
-of dedi
birden ağzından çıkan nefes parladı ve küçük bir periye dönüştü.korkmuştu küçük kız.
-ben of perisiyim korkma dedi.beni çok çağırdın ama belki kendin veya ormandaki arkadaşların çözersiniz dertlerini diye bekledim.nedir?ne istersin?
.....
hikayenin sonunu hiçbir şey yapmak istemeyen kıza bırakıyorum.belki bunu yapmak ister?
25 Nisan 2010 Pazar
çoklar içinde biz
-sana buradan bakmak da çok güzel
-'göremiyorsun ki her şeyi' dedi
ona zaten görmek istemediğimi ve şu an gördüğüm şeyden mutlu olduğumu anlattım.koridorda başka yerlere açılan cepler de vardı mutlaka ama bunun kafamı karıştırmasına izin vermeyecektim.şu kuralsız ve yumuşak hayatımın tek katı duruşu bu diye düşündüm ki doğruydu.
bazen koridorun ucunda göremediğim anlarda emekleyerek giriyorum koridora,ölçüp biçiyorum
çok ne kadar çok diye...