
gölgem bana dedi ki
sen git bir uydu bul kendine ve tadını çıkar,seviyormuş gibi yap ama arada bir gidiyormuş gibi de yap,kıymete bin,haşmetten in,düşünme sakın
ben senin yerine severim onu.
kadın sinirliydi.gülüyordu ama sinirliydi biliyordum.sus dedi bana.aslında sustum ama fısıldadım bazen içimden geleni,bazen sadece baktım.bakarak anlattığımı sandığım her şey aslında bıkarak dinlediği şeyler-miş-.kendini anlatamadan gitmesi kötüymüş ya da kendini anlatamadan gitmek.
başka sorunuz var mı? dedi hakim ya da ben öyle sandım ve yok dedim sonradan umursamamam gerektiğini düşündüğüm sorular kafamdayken.umursadım ve umursayacağım o soruları arada sırada ama hayatımızın bir anayasası varsa değişmez kurallarından biri var ki özlemiyorsa başka soruya gerek yoktur.
s(t)anık sizindir.
sakızdan çıkan fal
cebimden çıkan bozuk para
ağzımdan çıkan gaf
düşümden çıkan sonuç
şapkadan çıkan gergedan
bunlardan çıkan sonuç
benden çıkan sen

küçük güvercinin ayağına o notu bağlamadan önce hiç düşünmedim.içimden geldiği gibi davranmak orta denilen bu yaşlara kadar hiç işime yaramamışken belki de çok ortada değildir o dedim ve o ince ayağa iliştirdim notu.nasıl olsa emily nin yanındaydın ve sorun olmazdı.konuşamadığım ama güzel bakan bir hayvanın insiyatifine bırakmıştım o büyük aşkımı.belki de uzak olduğundan büyüklüğünü kestiremiyorumdur.bu keşmekeşe girmeyeceğim.
yazdıklarım mı yoksa sildiklerim mi daha çok bok ediyor hayatımı diye düşünürken sildiklerimin bunun farkında olmadığını anladım.sen,sen ve sen bittiniz dedim açık açık.bir tek ona diyemedim ki hala bunları yazıyorum.bir gün o da biterse yazmayacağım.yazmak içten gelen bir iş olarak durabilen bir fiil olmasa da ..
kaç bakalım.

yoz, yobaz ve işe yaramazım artık.hala yaptığım bazı şeylere hayranlıkla bakanlar olsa da bu haklarında ne düşündüğümü bilmediklerindendir.
aşk tatlı ve aynı zamanda dilimi boyayan bir şekerdi.dil çıkarmayı pek sevmediğimden anlamadı insanlar,-anlamadın-.yorulduğumda dilim çıktı sadece dışarıya bir köpek gibi.köpekler gururlu hayvanlardır genelde,benzemekten gocunmam.bir köpek bunu anlasa o da gocunmazdı.
hep kaçıkları sevdim.dost edinirken ise hep aklıselimleri.bunu bir öğüt olarak tutturabilirim bedenlerinizin bir köşesine ama yapmam.öğütleri zaman öğütür.
ya şeker yememek lazım ya da yorulmamak.
ilk kez mi bir fahişeyle yatıyorsun?dedi
sen fahişe misin?diye şaşırarak sordum
bana öyle hissettirdin dedi.düşündüm haklıydı.adı bile aklıma üçüncü denemede gelmişti oysa bir haftadır tanışıyorduk.
kafam karışık biraz demek istedim ama sonra bir amerikan filmine çevirmeyeyim diyaloğu diye vazgeçtim.özür de dilemedim.sustum
fahişe gibi hisseden bir kadına göre fazla sakindi.paranoya yapmamak için vücut duruşuna baktım ama rahattı.bir an onun hayal olduğunu düşündüm.
sigara içmemen çok sıkıcı
diyince irkildim.
ibonun evde bıraktığı paket geldi aklıma.kalkıp alırken iç çamaşırı giyme ihtiyacı duydum.kadına karşı dikkatli davranma içgüdüsüyle dolmuştum.sanki sürekli beni izliyordu oysa kadının umrunda değildim .erkek salaklığıyla çaktırmamaya çalıştığını düşünüp egomu indirmedim.yürürken bana bakıyor muydu?
sigarayı uzattım.ateş bulamayınca başka bir kadın için biriktirdiğim renkli kibritlerden birine uzandı.itiraz etmek istedim ama o kibritlerin sonsuza kadar bende kalacağına dair bir bakış attı bana.ya da ben öyle gördüm.yaktı.
sabah bacağa giren o iğrenç kramplardan biriyle uyandım.gitmişti.aslında hiç gelmemiş gibiydi.sadece küçük bir not bırakmıştı.
bedelini ödeyemeyeceksen satın almaya çalışma
çalmayı dene...

daha öylesine olsun diye ısınmadan daldım sahaya.rakip kimdi,benim takımımda kim vardı düşünmedim bile. bana at! diye bağırıp duruyordum mahallenin göt çocuğu gibi.dayanamadılar bağrışıma ve attılar topu önüme doğru.koşuyordum sadece
ıskalamıştım.birden gökyüzü yemyeşil oldu.aslında o gördüğümün çimenler olduğunu anladığımda gülümsedim ve gökyüzüne düşmeyi bekledim.kafa üstü düşmek istiyordum ki iyice canım yansın.yansın ki bir daha oynamayayım.sol omzumun üzerine düştüm ve köprücük kemiğimin kırıldığını duydum.hissetmedim
ıskaladığımda lifim de atmıştı ve onu da hissetmemiştim.hastanede yatmak istemedim çünkü hastalık içimdeydi vücudumda değil.bir daha oynamayacaktım.oyuna olan aşkım vücuduma olanın önüne geçmeyecekti.
o çok istediğim kupaya bir kez daha baktım.başka birinin elinde yükseliyordu.yorulmuş,yaşlanmış ve kıyaslanmıştım
bir daha oynayamayacaktım.