17 Ekim 2010 Pazar

tesisiz pazar sendromu


ederimin altında satıldığımı hissettiğim bu sessiz günde var mı ki beni gözleyip gözeten?sessizdir varsa o çünkü ben birine doğru bakmadan daha güzelimdir.biliyorum çünkü objektife bakmadığım fotoğraflarım da diğerlerinden iyi ve gerçektir.

14 Ekim 2010 Perşembe

bazen

yazmıyorum ki konuşabileyim

6 Ekim 2010 Çarşamba

arkadaş olalım

olmayalım


evet kabul ediyorum iyi bir adamım.hayatında da hep var olmamı istiyorsun ama.bunu ben ve vücudum -çoğu zaman farklı hareket ederiz- istemiyoruz.bu duygulara ihanettir çünkü.sen ve ben birbirimize,birbirimizi isteyen gözlerle baktık.evet belki artık öyle bakmıyoruz ama güzel günlerdi ve çok az kadınla güzel günler yaşadım o kadınlardan ötürü.sen birlikte olduğum güzel bir kadın olarak yerini al bu adamın biyografisinde ki o hiç yazılmayacak bir şeydir merak etme.


yazılsa da isimler olmayacak.sadece yamulan bir gülücükle anlayabileceğin bir kaç isimsiz anıyı hatırlayabilirsin.o da hatırlarsan.

25 Eylül 2010 Cumartesi

eksen kayması


hep gördüm.dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan o kadınlar hep oldu etrafımda.onlara  müdahale etmedim hiç bu konuda  hatta onayladım.hoşuna gitsin diye değil ama,yanlarında olmak istemedim gerçeği öğrendiklerinde.bir kadının hüznü bir balinanın karaya vurması kadar anlaşılmaz ve müdahale edilmezdir çoğu zaman.orada olmak istemem ve kaçarım.sadece sevişirken kulağına fısıldarım hafifçe

içindeyim ve artık ikimizin etrafında dönüyor


anlayan olmadı



23 Eylül 2010 Perşembe

aptal burus

kaçan kız uçmuştu.uçtuğu yeri yön olarak biliyordum sadece.kuş olsam o yöne uçar mıydım diye düşündüm ama bilemedim.ona sordum o yokken -geleyim mi?- diye,yok dedi.

birinin vereceği cevabı bildiğin ukalalığıyla ona sormamak dünyanın en aptalca şeyiydi.

19 Eylül 2010 Pazar

eylül mektubu

sevgili judith;


düştüğüm o çukura bakımlı elini uzattığın ilk gün farkettiğim şeydi gün geçtikçe güzelleşeceğin,ve haklı da çıktım.gittiğin kır gezisinden dönüşte gözümü aldı parıltın,lakin benim değildi o parıltı.

bunu anlamak çözmeye yetmiyordu büyük bir ozanımızın dediği gibi,fakat erkek egosu da öyle olmadığına inandırmaya çalışıyordu bedenimi ama nafile,benden gitmiştin ki bunu sen de mektubunda belirtmişsin ve çoğunlukla belirttiklerini onayladım narin ruhun sebebiyle.istenmediğini bilmek en büyük erdemdi ve bunu oymaya çalışan merak,özlem gibi duyguları dizginleyebilirdim.


sana bunları okumadığını bildiğim için yazıyorum,bir de kafamda senin ne olduğunu bilmediğini bildiğim için.anlamak çözmeye yetmese de rahatlamama yetebilir belki.sonuçta sen ve ben aynı dili konuşan,aynı dine mensup ama sınır koyup ayrılan iki ülke krallığı gibiyiz,üzüntü kaçınılmaz.

en azından sen üzülme.



sevgilerimle...

17 Eylül 2010 Cuma