10 Mayıs 2010 Pazartesi

halat

ucundakini gördüğümde hiç düşünmeden bileğime dolamıştım.sihirli olduğu söyleniyordu ama başta 'ne olabilir ki? sonuçta bir oyun' dedim.duruyorduk öylece bağlanmış bir biçimde.halat aynı zamanda iletişimimizi de sağlıyordu.diğer özelliği de çok uzun olmasıydı.zaten sihirli olmasına inandıran da buydu bizi.

kopmuyordu

üzerinden arabalar,gemiler geçiyor,yangınlara rastlıyor,kemirgenler tarafından ısırılıyor ama kopmuyordu.sadece bizim kesebileceğimiz söylenmişti ama neden keselimdi ki?

derken bir gün o aniden yürümeye başladı.hazırlıksızdım ve dengemi kaybedip düştüm.yüzüstü düşmüştüm,kalkamıyordum.çakıltaşları ağzıma yüzüme girmekle kalmamış birkaçı kalbime kadar girmişti ama şikayet etmiyordum,halat sağlamdı.

sonra çözümü buldu birisi.keskin bıçağını çıkardı ve kolumu kesmeye başladı.


bıçak kemiğimi keserken acı duymuyordum.tek düşüncem onun yüzünün gülüp gülmediğiydi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder