aslında tam bir çerçi sayılmazdı
boynuna astığı küçük camekanlı bir kutusu vardı.normalde diğer çerçilerin eşşekleri olduğu için köyün çocukları ona yayan çerçi diye isim takmışlardı.çocukların en sevdiği ama aynı zamanda en çok dalga geçtikleri adamdı o.kimse adını da bilmiyordu,soranlara her defasında ayrı bir isim söylediğinden artık kimse ilgilenmiyordu bu durumla.köyün hemen dışındaki evine giden de olmamıştı.
yine düşe kalka yürüyordu.aşık olduğu kadın yıllar önce ona mutluluğun çok yakınında olduğunu ama göremediğini söylemişti.çerçi düz mantıklıydı ve doktora gidip yakını göremediğini söylemiş,doktor da ona bir okuma gözlüğü vermişti.yıllardır o gözlüğü takıyordu ve gözleri bozulmuştu tabi.haftada bir kasabaya gidip mal alacağı zaman köyden insanlar yardım ediyorlardı.köyde ise her yeri adım hesabı ezberlediği için zorlanmazdı.dükkanı karnına yapışık bir camekandı ve ne kadar zor olabilirdi ki?
bir gün çerçiyi bir incir ağacının yanında ölü buldular.gözlükleri yoktu ve camekanı da kırıktı.yanında da bir not vardı:
gözlüğü aramayın,bir işe yaradığı yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder