6 Ağustos 2010 Cuma

takat


sıcağa rağmen hızlı geçiyordu zaman.televizyon karşısında yüksek atlamanın fiziksel olarak mantığını çözmeye çalıştığım bir başka gecede bavulumu toplayıp gidebileceğim yerlerin sayısının ne kadar çok ama gitmek istediğim yerlerin ne kadar az olduğunu düşündüm.

vazgeçileli ve özlenmeyeli çok olmuştu.o iki, biz üç olup matematiğim şaşalı da.birkaç heykel öpmüştüm kokularını almadan,kokumu vermeden,şımartmadan ve üzmeden.


eriyorum ve dolaba koyduğunda  eski şeklimden başka bir şey olarak düzeleceğim cebinde eriyen bir çikolata gibi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder