4 Ocak 2010 Pazartesi

bu gece seni anlamıyorum sanırım

rudolph çoğu insanın taht olarak algılayabileceği koltuğunda tek başına düşünüyordu.şaşırmış gibiydi fakat dışardan bakan biri onu sinirli diye tanımlayabilirdi.'elis'i düşünüyordu.ona yolladığı son mektuba cevap vermemişti ve bu rudolph'un göğsünde bir ağırlığa sebep oluyordu.aslında bu ağırlık bir gece önce aralarında birkaç metre olmasına rağmen ona sarılıp uyuyamamasından beri oradaydı.ama bunu ona söyleyememişti.belki elis bunu ister diye küçük bir umutla bekledikten sonra göğsündeki ağırlığa sarılıp uyumak zorunda kalmıştı.tabi bu isteği elis'e iletmemesinde onları bir iskoçya gezisinde tanıştıran shelby'in de orada olmasının da etkisi vardı.

birden rudolph nasırının sızısını hissetti.'en azından başka bir acıyı da hissedebiliyorum bazen' diye içinden geçirdi.bir sigara yaktı.birkaç fotoğrafına baktı elis'in hiç beğenmediği ama çok güzel olduğu.banyoya gidip sigarayı küvete attı.aynaya baktı.karşısındaki adam ona hafifçe gülümsedi fakat o en ufak bir dokusunu bile oynatmamıştı.

yavaşça yatağa doğru yürüdü.göğsündeki ağırlığa sarıldı ve uyudu

3 Ocak 2010 Pazar

mangaya cevap

uyandığında onu ilk ben göremediysem bu kez de, hem de bu kadar yakınken...aslında o kadar da yakın değil değil mi?

2 Ocak 2010 Cumartesi

gurur

aslında bende pek bulunan bir duygu değildir ki duyduğumda şaşırırım.zaten öyle gaz bir bünyem olmadığından hayatımda kimseye de seninle gurur duyuyorum demedim sanırım.bu galiba başka bir kültür.zaten aslında duyulan bir şey de yok gerçek anlamda.işitsel bir duygu değil yani sadece hissiyatla alakalı.
ha neden taktın buna dersen az önce duyduğum için olabilir.bir yerde senden bahsedilmesinin ve iyi bahsedilmesinin verdiği bir gurur değildi bu.birini sevmekle ne kadar doğru yaptığını anlayarak kendiyle gurur duymak olarak anlatabilirim belki ama bu bile tam karşılığı değil.buradaki çelişki onu sevdiğin için mi yazdıklarını beğeniyorsun acaba olabilir ama hiçbir şeyden emin olmadığım kadar eminim böyle olmadığına.ve buna verecek karşılığım da gurur duymak gibi gerçekten somut bir şekilde yapamadığımız bir şey olacak;rica ederim

28 Aralık 2009 Pazartesi

bozuk plak





bu beni vazgeçiremez ki...

26 Aralık 2009 Cumartesi

kır gezisi

istersen uğra dedi fred josephine'e fakat biliyordu ki bu ihtimal ona o gece kralın uğraması kadar azdı.ama hayatını ihtimallerin oranına göre düzenlememeye çalışıyordu ve zaten josephine konusunda oranlar hiç yükselmiyordu.aslında bu oranları yükseltecek pek bir şey de yapamıyordu çünkü zaten güz zamanı josephine ile yaşananlardan sonra bu düğümü çözecek olan josephine in duygularıydı ya da en azından fred böyle düşünüyordu.o bunları düşünürken josephine, branderburg düşesi ve birtakım ileri gelenlerle bir kır gezisinde ata biniyordu ve kafasından geçenleri yazarımız da bilmiyordu.

24 Aralık 2009 Perşembe

gitme

çok az demişimdir.ama ondan daha az dön demişimdir çünkü dönen eskisi gibi dönmez.o yüzden gitme demek daha samimi zaten.gitme işte dahası var mı? yok

19 Aralık 2009 Cumartesi

fotoğraf


bir insanın sevdikleriyle ne kadar az fotoğrafı varsa o kadar mutlu olma ihtimali var aslında.çünkü herkes bir şekilde bizi bırakıp gidiyor ve onu görmek yani fotoğraf yaralayıcı bir şey.bu çağda fotoğraf yakmanın yerini daha samimiyetsiz olan fotoğraf silme aldı fakat teknoloji benim gibi az fotoğrafı olan birini bile çığrından çıkardı.gerçi hala bir makinam yok ve ortalıkta bu kadar makina artisti olduktan sonra bendeki antipatisini yok etmek de güç fakat yine de çok net konuşmayayım.fotoğraflar başıma bela oluyor bu aralar,hem de içlerinde ben yokken.