12 Nisan 2010 Pazartesi

kanepem olunca

terasta sigarasını içtikten sonra kanepeye yanıma geldi,usulca battaniyenin altına girdi ve televizyonun beyaz ışığında kırpıştırdığı kirpiklerine baktım.uzanıp öpmek isterdim ama bu hoşuna gitmezdi,hiç sormamıştım ama biliyordum,vazgeçtim.

uyudu hemen ve rahat görünüyordu.izledim onu.o kadar dikkatli bakıyordum ki nefesimi ona göre ayarladığımı farkettim.


güler gibi uyuduğunu biliyordum dedim kendi kendime.

10 Nisan 2010 Cumartesi

uçamıyorum ki

mesela bir kere havalandığınızda kaç kilometre uçabiliyorsunuz? diye sordum martıya.terasımda durmuş salak salak bana bakıyordu ve soruma şaşırmıştı.

'çok değil' dedi,ben şaşırmamıştım.bir martıya soru soracak kadar delirdiysem cevaba şaşırmamalıyım dedim kendi kendime.

şimdi,uçabiliyosun ya her yere gidebilirsin değil mi?
sorduğun soruyu bir daha düşün dedi bana ukalaca.ona daha önce hiç bir martıyla konuşmadığımı söyledim

sonra bana zaten şu an daha önce yaşamadığım bir şeyi yaşadığım için bir martıyla konuşacak kadar içten ve delice davrandığımı bildiğini anlattı.uzun uzun konuştuk ve anlattıklarımdan sonra çok uzaklardaki birini benim için görmek üzere uçtu gitti.birkaç kere kollarımı çırptım peşinden,sonra yatağıma dönüp uyudum.birini rüyada görmek daha kolaydı bazen.


sabaha kadar...

9 Nisan 2010 Cuma

1976


'o kadar azıcığız ki' dediğinde göbek bağının koparılış anına döndüm ve işin güzel tarafı döndüğüm anda düşünebiliyordum da.gözümü açtım,ağlıyordum ama yalandandı çünkü ağlamam gerektiğini biliyordum sadece.sonra gerektiği gibi davrandığım zamanlar kendimden uzaklaştığımı farkettim ve hemen sustum.düşünebiliyor fakat konuşamıyordum.seni düşünüyordum.biliyordum ki bunu birilerine anlatabileceğim yaşa geldiğimde ilahi bir güç seni kafamdan silecek ve ta ki seninle tekrar görüşeceğim yaşıma kadar unutturacaktı.istemiyordum bunu ve karşı çıkıyordum ama bebeksen karşı çıkmak sadece ağlamaktı.ağlıyordum ama sonra düşündüm ki zaten seni bulacak yetiye sahip değildim ve beklemeliydim.doğa seni benimle bir şekilde buluşturacaktı.

ağlamayı kestim ve her şey normalmiş gibi ilahi gücün gelmesini bekledim.ağlamayacağım

8 Nisan 2010 Perşembe

seninle ben

gökten 3 elma düşürmeye bile korktuğum masalın sonunda sen,ben ve -seninle ben- gökten ayrı ayrı yerlere düştük.daha önce hiç düşmediğim bir yerde hava kararana kadar seni görebiliyordum ve -seninle ben- umarım güzel bir yere düşmüş ve eğleniyorlardır...

7 Nisan 2010 Çarşamba

hız


insanın bencil olduğu bir şey var;
yakınlaştığı hızla uzaklaşmak istemiyor birinden...

5 Nisan 2010 Pazartesi

pastel çocuk

pastel boyanız varsa kullanmamak için çaba gösterirsiniz,her rengi aynı seviyede kullanıp aynı boyda kalmalarını istersiniz ya, işte pastel çocuğun da ruh hali tam böyleydi.her gün farklı hissediyor ve ona göre renk kaybediyor,fakat dengede tutmaya çalışıyordu.

bir gün renklerden birinin azalmadığını fark etti.daha önce de görmediği bir renkti bu ya da fark etmemişti.önce heyecanlandı ve korktu,hiç bir değişim yoktu renkte.demek ki duyarlı olduğu his başkaydı.düşünmeye başladı sevdiklerini,sevmediklerini,nefret ettiklerini bile ama hayır kımıldamadı renk.üzüldü pastel çocuk.biraz kırmızısı gitmişti üzülünce,daha da üzüldü

bu böylece yıllar sürdü ve pastel çocuk o rengin azalmadığını bile unutmaya başladı.biten renkleri de vardı,renkleri bittikçe o duyguları da azalıyordu.yaşlanmak böyle bir şey işte diye düşündü,bir gün hissetmediklerin seni yenecek.


ve bir gün bir ses duydu,ya da ona öyle geldi ama bir koku duyduğu kesindi.küçükken bir koku ya da tad alırsınız ve yıllar sonra bir daha aldığınızda anlar ama tanımlayamazsınız ya,pastel çocuk bu hisle doldu.çok uzaktan geliyordu ses de koku da ve mutluluk veren bir aroması vardı.suratına anlamsız bir sırıtış yerleştirmişti o kadar uzakta olmasına rağmen ve birden pastel çocuk o kımıldamayan renge döndü;

renkte bir değişim yoktu fakat diğer tüm renkler çoğalmaya başlamıştı.bir sürü hisse birden kapıldı pastel çocuk,olduğu yerde dönerek birşeyler karaladı yeryüzüne.

o değişmeyen rengin ruhu olduğunu ve uzaktan gelen sesin de aşk olduğunu anlamıştı.