16 Mayıs 2010 Pazar

a r a


k e l i m e a r a l a r ı n d a b o ş l u k b ı r a k m a z s a m b e l k i b i z i m a r a m ı z d a d a b o ş l u k k a l m a z

15 Mayıs 2010 Cumartesi

afaroz


dünyanın en güzel dininiden afaroz edildiğim bugün sizin bayramınızdır.çıkın hadi ortaya pusuda bekleyen feyk krallığın çakma soyluları.çıkın ve salının ortalıkta ki samimiyetsiz erkekliğimle döveyim aynalardan ayıramadığınız bedenlerinizi.nasıl olsa anlayamayacaksınız neyi kaybettiğinizi ve benim neyi kaybetmiş olduğumu.

gün sizin gününüzdür..

14 Mayıs 2010 Cuma

ahmak ıslatan


iki gündür güneşliydi.eskiden trt2 de resim yapan bonus saçlı bob ross tabloları gibiydi buralar.arada sırada ellerinde bir dal parçasıyla yokuş aşağı koşturan çocuklar bile vardı kurgusal bir şekilde.ağaç hatminin üzerindeki çömleklere kuşlar girip çıkıyor ve içerdeki boğazlarını yırtarak bağıran yavrularını besliyorlardı.her şey küçükken okuduğumuz kitaplardaki tasvirlere uygundu yani.
bu tablo içinde bir adam bahçede elleri cebinde dolanıp durdu iki gündür.sadece yemek yedi,duş aldı,düşündü ama düş almadı.hep göğe bakıyordu,medet umduğu,beklediği bir şey var gibiydi ama sorsanız inkar ederdi.

gecenin ikisinde kısa süren bir sağanak yağdı
göğe baktı,güldü ve kurulanmadı hiç.

13 Mayıs 2010 Perşembe

li(v)e

halat 2


kolum halatın ucunda benden uzaklaşırken yüzünü gördüm
gülmüyordu

kolum hem yoktu hem acıyordu.birisi bile yeterdi oysa...

11 Mayıs 2010 Salı

ev


tavan çok yüksek olmasına rağmen oradan sarkan tek ışıkla aydınlanıyordu geniş oda.tabi odanın tümünü aydınlatmaya yetmediğinden büyüklüğünü kestiremiyordum,sadece arada sırada sesler çıkardığımda yankının frekansından anlıyordum büyüklüğü.ışığın etrafında dönüyordum cesaret edemediğimden uzaklaşmaya.ne kadar uzaklaşabileceğimi bilememekle ne kadar uzaklaşmak istediğimi bilememek arasında kalmıştım.

birden 'git' dedi.

neyin konuştuğunu anlamamakla birlikte hiç yankı olmaması beni şaşırtmıştı.korkmaksa yersizdi şu an korktuğum başka bir şey vardı ve başkasına yer yoktu.

cevap vermedim ki zaten ne olduğunu da bilmiyordum.kasvetli de gelmiyordu oda bana.

ani bir hareketle lambayı kırdım ve oturdum.


bana kimse ne yapacağımı söyleyemezdi.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

halat

ucundakini gördüğümde hiç düşünmeden bileğime dolamıştım.sihirli olduğu söyleniyordu ama başta 'ne olabilir ki? sonuçta bir oyun' dedim.duruyorduk öylece bağlanmış bir biçimde.halat aynı zamanda iletişimimizi de sağlıyordu.diğer özelliği de çok uzun olmasıydı.zaten sihirli olmasına inandıran da buydu bizi.

kopmuyordu

üzerinden arabalar,gemiler geçiyor,yangınlara rastlıyor,kemirgenler tarafından ısırılıyor ama kopmuyordu.sadece bizim kesebileceğimiz söylenmişti ama neden keselimdi ki?

derken bir gün o aniden yürümeye başladı.hazırlıksızdım ve dengemi kaybedip düştüm.yüzüstü düşmüştüm,kalkamıyordum.çakıltaşları ağzıma yüzüme girmekle kalmamış birkaçı kalbime kadar girmişti ama şikayet etmiyordum,halat sağlamdı.

sonra çözümü buldu birisi.keskin bıçağını çıkardı ve kolumu kesmeye başladı.


bıçak kemiğimi keserken acı duymuyordum.tek düşüncem onun yüzünün gülüp gülmediğiydi...