belki bu kadar fark yoktu ama fark edebileceğim kadar özlemiştim.şeftalim bittikten sonra uyudum.
23 Ağustos 2010 Pazartesi
16 Ağustos 2010 Pazartesi
az
13 Ağustos 2010 Cuma
bugün
gel demenin en naif şeklini ararken kabalaşmıştı.gel'in karşılığının aslında git olmadığını düşündü,gel'in karşıtı burukluktu çoğunlukla.uyumak yine anlamsız bir hal almıştı ancak uyandığında yalnızlığını farkedebildiğin için.terinin tuzunu hissetti ve sağ kolunu bırakıverdi yatağın üzerine.sol kolu uyuduğunda düştü ancak
11 Ağustos 2010 Çarşamba
enselenmek
şu an fark ettim ki çaresizce yakalanan adam gözünüzün önüne geldiğinde ensesinden yakalanmış oluyor ve enselenmek de buradan geliyor olmalı.şu an fark etmedim ki ben aslında çok sıkılmışım.enselenmeden girebileceğim oda ısısında bir kovuk çağırıyor mu çağırmıyor mu beni anlamazken bunu çok da düşünme dedin sen bana.hem çok düşünmek için çok yeni hem de düşünmemen için çok eskiyim.
kafam karışmadı.birkaç duyum hareketlendi ama kaldılar öylece.
şüpheli duyular
6 Ağustos 2010 Cuma
takat

sıcağa rağmen hızlı geçiyordu zaman.televizyon karşısında yüksek atlamanın fiziksel olarak mantığını çözmeye çalıştığım bir başka gecede bavulumu toplayıp gidebileceğim yerlerin sayısının ne kadar çok ama gitmek istediğim yerlerin ne kadar az olduğunu düşündüm.
vazgeçileli ve özlenmeyeli çok olmuştu.o iki, biz üç olup matematiğim şaşalı da.birkaç heykel öpmüştüm kokularını almadan,kokumu vermeden,şımartmadan ve üzmeden.
eriyorum ve dolaba koyduğunda eski şeklimden başka bir şey olarak düzeleceğim cebinde eriyen bir çikolata gibi
1 Ağustos 2010 Pazar
gölgelerin gücüne gidenler
sıcaktı.vantilatörü gölgeme yöneltmiştim o daha kötü durumdadır diye.zaten ona karşı mahçuptum son zamanlar.gittiğim her yere gitmek istiyor muydu ki? hiç söz hakkı tanımadığım biriydi o.belki de sarışındı.sevdiğim hiç bir kadının gölgesini sevmemiş,babamın gölgesine baba dememişti belki de.koşmak istediğimde durmak istemiş de olabilirdi.acıkmadan kaç kere yemek yedi acaba benim yüzümden?
bunları yazana kadar güneşin iyice ilerlemesiyle büyüyen gölgeme baktım ve fark ettim ki ışığı kapattığım anda özgürdü o.nereye gittiğini ve ne yaptığını da bilmiyordum.vicdan yapmayı bırakıp asıl mağdurun ben olduğuma karar verdim.o özgür kalabiliyordu.
biraz daha büyüdü.
26 Temmuz 2010 Pazartesi
soru işaretinin de noktası var
durduğumdan beri -dur dediğin için- kaç kere ters düz ettim şilteyi uyumadan sırf dönüp duruyorum diye üzerinde? uyuduğumdaysa kaç sabah aramadım seni o şiltenin bir ucunda ?
kızmadım mı sanıyorsun o şehirleri,senin ve benim yaşadığımız şehirleri dere yataklarının kenarına yaptıkları için?boğulmadım mı her taştığında dereler küçük bentlerimizi alaşağı ettiğinde?ve sıkılmadım mı sanıyorsun her cümlemin sonuna soru işareti koymaktan..

