18 Ocak 2010 Pazartesi

acemi

adını hiç bilmiyordum.zaten birkaç tanesi dışında hiç çiçek ismi bilmem.istemsizce eğilip kopardım.istemsiz çünkü o kadar güzeldi ki almam gerektiği içgüdüsüyle birden yapmıştım bunu.

-beni öldürdün. dedi birden

hiç böyle düşünmemiştim ve bir kaçış aradım

-bak bir sürü yaklaşıyor buraya doğru,seni ezeceklerdi veya yiyebilirlerdi bile oysa ben seni sevdim dedim

-ama o zaman bir şansım vardı az da olsa,şimdiyse hiç yok.beni öldürdün

saçmalamaya başlamıştım.acemice toprağı eşeleyip onu tekrar dikmeye çalıştım,su aradım

-çabalama dedi.zaten bana dokundun ve sana alıştım.kızmıyorum ama sevmiyorum da seni.çabalama

elimde adını bilemediğim çiçekle kalmıştım.


sürü yön değiştiriyordu

17 Ocak 2010 Pazar

araf

zeus yıldırımlarını gönderdi,volkanlar patladı.gök simsiyah oldu,kılıçlarını kuşanmış yüzbin atlı ve hayatın gerçeklerini fırlatmak üzere bekleyen sayamadığım kadar çok ve göremediğim kadar uzak tanrı karşıma geçti.adalet yoktu çünkü zaten hepsini ben yaratmış,beslemiş ve büyütmüştüm.ve onlarla o kadar meşguldüm ki yalnızdım hatta ben bile yoktum.kalbim öylece durmuş ve attığını belli etmemeye çalışırken beynim bir tepeden olanları gülerek izliyordu.sen yaptın dedi.yarattığınla savaş ya da yaratamadığınla yüzleş.kendinle övündün,aşkınla gurur duydun,gözün boyandı,egon şımardı.ama şimdi dövüş karşındakilerle,dövüş ki ne kadar güçlüsün bütün ahali görsün.ama aslolan şudur ki:sen gör güçsüzlüğünü ve tanrının affediciliğini.gör,çünkü artık genç değilsin ve dünya da senin kadar yaşlı,kibirinden kaynıyor ve boşvermişliğinden ısınıyor senin gibi.beraber var olacak veya beraber yok olacaksınız.dövüş şimdi göğüs göğüse hiç göğsü olmamış tanrılarla.kazan kazanabilirsen hiç kazanamadığın savaşı hep kazanmış kalplere karşı.ve öl ki senden sonra ne olduğunu bilme.çünkü bildiğin bile seni ve onu yaralayacak.

savaştım,öldüm ve bildim

16 Ocak 2010 Cumartesi

dünden sonraki sabah

hayatımdaki her şeyi üst üste koyduğumda aslında ne kadar boktan bir tablo olduğunu fakat hayatımda hiç bir zaman her şeyi üst üste koymadığımı fark edip gülümseyerek hemen asıl düşündüğüme dönmek bu sabah sadece 5 saniyemi aldı.

15 Ocak 2010 Cuma

run



birkaç gün koşturacağız orada burada.sığınmak için,durmak için bir yer var kafamda.ilk durak yarın

(belki dedi bir fısıltı)

14 Ocak 2010 Perşembe

ben de yılmam


bir ortaokul çocuğu gibi konuştum bir süre telefonda.hiddetlenmişti tabi telefonun diğer ucu.şaşırmıştı da.1 günde hatta birkaç saatte ne değişebilir diye geçiriyordu içinden.ama güzel olan şey emin olmak istiyordu,kestirip atmıyordu.oysa değişen bir şey yoktu sadece artan bir şey vardı.sonra anladı ve öptü beni ilk kez.ortaokullu bir kız gibi...

13 Ocak 2010 Çarşamba

fatmanın dedikleri

olmaz dedi,seni çok özledim dedi,yap bi pansuman dedi,sevdanın yükünü attım omuzumdan dedi,sil baştan dedi ama en önemlisi olmaz demesiydi galiba.nasip

11 Ocak 2010 Pazartesi

çukur

bahar gibi görünen ama kış gibi üşüten havada elis çok güzel görünüyordu ama michelle söyleyemedi bunu ona.ah aptal michelle! pek de bakamadılar birbirlerine yine ama keyiflilerdi.elis yanında fırından yeni çıkmış ayçöreği ve babannesinin çiftlikte yaptığı peynirden getirmişti ama michelle yine sinir bozucu şekilde yemedi birşey.biraz gelecekten konuşup sonra biraz da gelecek hakkında konuşmamaktan bahsettiler ve elis yine o michelle'in girmeye korktuğu çukurlardan birine girip gözden kayboldu.bu iki çukur onun evine gitmesine rağmen michelle hiç sevmiyordu bunları çünkü o gidince çukurun başında üzüntülü bir adam oluyordu.yine üzgündü ve nereye gideceğini bilmiyordu,kalabalığa gitti.