ve ben de anlatmak yersiz diye düşünüyorum.yersiz çünkü sen öyle olmasını istiyorsun.aslında zaten her şey senin istediğin gibi gidiyor.sen,ben,etrafımızdaki herkes ve her şey,hatta etrafımızda olmayan,umrumuzda olmayanlar bile.bu durumda bir tek şey seni üzebilir;istediğini söylediğin şey konusunda yalan söylemiş olman.
her şey senin istediğin gibi gidiyor ve ben de senin istediğin gibi senden gidiyorum.
28 Mart 2010 Pazar
24 Mart 2010 Çarşamba
yol

hiç otoban olmadı benim hayatım.hep yol ayrımları,viyadükler,tüneller ve kazalarla kapanmış yollar.arada tali yollardan da gittim ama hep gittim.durayım da buranın insanı olayım birinin olayım olmadı şimdiye kadar.şimdi güzel ve yeni bir yola girdiğimi hissediyorum.aslında yol sayılmaz bu,jetgillerdeki araçlar gibi havada gidiyorum,yol benden uzak ama mutluyum.nasıl olsa bir gün yaklaşırız,yaklaşacağız
19 Mart 2010 Cuma
11 Mart 2010 Perşembe
bildiğimi okudum ve bunu yazdım

tatlı tatlı konuştu.ortaokuldaydık ve birbirimize olan sevgimizi nefret gibi gösterme yarışı içinde sürükleniyorduk.nereye kadar,ne zamana kadar sorularının cevabı yokken bir adam çıkageldi ve soruları kendine değil ona sor dedi ve ben adam haklı dedim ama bildiğimi okudum.çok az şey okuyordum ve bildiğim de okuduğum en bana ait şeydi.
şu an kaç kişi mutludur acaba diye düşünüp yatacağım
8 Mart 2010 Pazartesi
5 Mart 2010 Cuma
bugün
2 Mart 2010 Salı
sabaha karşı
dağa girmeyi reddedememiştim çünkü dış dünyada anlamlı pek bir şey kalmamıştı.soğuk ve sessizdi burası,günlerdir sadece düşünüyordum.karanlık olduğu için bakabileceğim bir şey de yoktu.garip olansa varlığımı hiç sorgulamamam oldu.yok olmak bana göre değildi bunu anladım.
birden anlamadığım bir yerden küçük bir pencere açıldı.o an duymak istediğim tek ses,dünyanın en güzel sesi geldi
'ne yapıyorsun?'
aslında bu hiç onun soru tarzı değildi.genelde önce nasıl olduğumu sorardı ama nasıl olduğumu zaten biliyordu çünkü o da aynı şeyleri hissediyordu.küçük pencereden onu hiç göremememe rağmen onu duymanın verdiği hazla ısındım.gözlerim günlerdir bir şey görmediğinden biraz kamaşmıştı.
elis'le tanıştığımdan beri en duygusal ve en doğal konuşmamızı yaptık o sabaha karşı.pencereyi kapattığında o beni sonsuza kadar kazandığını biliyordu,ben de aşkımı sonsuza kadar kaybettiğimi...
birden anlamadığım bir yerden küçük bir pencere açıldı.o an duymak istediğim tek ses,dünyanın en güzel sesi geldi
'ne yapıyorsun?'
aslında bu hiç onun soru tarzı değildi.genelde önce nasıl olduğumu sorardı ama nasıl olduğumu zaten biliyordu çünkü o da aynı şeyleri hissediyordu.küçük pencereden onu hiç göremememe rağmen onu duymanın verdiği hazla ısındım.gözlerim günlerdir bir şey görmediğinden biraz kamaşmıştı.
elis'le tanıştığımdan beri en duygusal ve en doğal konuşmamızı yaptık o sabaha karşı.pencereyi kapattığında o beni sonsuza kadar kazandığını biliyordu,ben de aşkımı sonsuza kadar kaybettiğimi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


