beni tedirgin eden şeyi bulmuştum.bir erkek için alışılmadık durumdur genelde dizlerinin arkasına kıyafetinin bir parçasının değmesi.belki de sünneti çağrıştırıyor diye düşündüm durumu anlayınca.uzun bir gömlek giyersin kesilmeden hemen önce ve o huzursuzluk anıdır.az sonra başına gelecek olan şey başına gelmeden de hayatını devam ettirme isteği gibi bir his.
pek alışkın değildim davetlere zaten.ne yediğim şeyleri anlıyordum,ne de içkiden zevk alıyordum.evde olsam ne biçim girişirdim her şeye diye düşündüm ama bu düşünceyi bile duyup da benden tiksinmiş gibi geldi etrafımdakiler.oysa emindim onların da evde benim gibi yiyip içtiklerinden.ama ben de öyle birini görsem şu ortamda tiksinmiş gibi bir bakış atarım diye düşündüm.insanoğlu iğrenç bir yaratıktı.
artık harekete geçmeliydim.masa çok kalabalıktı ve en aristokrat insanlar o masadaydı sanırım,çünkü herkes oraya bakıyor ve bir şekilde yanaşmaya çalışıyordu.benimse itibar veya ihtişamla bir derdim yoktu.sadece dünyanın en güzel kadınını dansa kaldıracaktım ve bunun için gerekli cesareti alabilecek kadar içmiştim.içkiden cesaret aldığın için cezalandırılabilirsin dedim kendi kendime.insanoğlunun bir kez daha iğrenç bir yaratık olduğunu tam düşünecekken ona baktım ve vazgeçtim.
usulca kalktım ve kararlı görünmeye çalıştım.göğsümü öne atıp bir horoz gibi yürüdüğümü düşünüp aptalca bir refleksle düzeldim.kendin ol,kendin ol,kendin ol diye söylenerek masaya ulaştım.yanındaki bol apoletli adam kulağına dinlemediğini düşündüğüm -en azından arzu ettiğim- bir şeyler fısıldarken bana baktı 'bekle' der gibi.bekledim çünkü bakıştaki o emir vurgusu sonrası gelen itaat o an ayağınıza batıp kaskatı kesilmenize yol açan bir okyanus balığı gibiydi.
-evet? dedi.aslında soru cümlesi gibi söylememişti fakat sesi o kadar güzeldi ki kafamda binlerce farklı ton oluştu evet'le ilgili.
-ben' dedim.çok kısa ve kesikti,çünkü soluğum kesilmiş,kafamdaki bir damarın atışının dışardan bile görülebileceği kadar kasılmıştım.umarım zaman durmuştur ve ben cümleyi bitirmişimdir diye düşündüm.
-dans mı?dedi.boynumu oynatamadığım için göz kırptım sadece felçli bir hasta gibi bir kere.damar hala atıyordu kafamda.cevabı duymadan ölmemek için içimden dua ettim.
frak denen komik isimli şeyin kuyruğu dizlerimin arkasına değiyordu salondan çıkarken.ceketimi çıkardım ve bir türkü tutturdum.dünyanın en güzel kadınıyla dans etmiştim ve kimse görmemişti.
o bile...